0

Olası Bir Felakette Yanımızda Kim Olacak?

Kendime söz vermiştim. Türkiye gündemini takip etme, sakin ol, Aleyna Tilki’lermiş (Aleyna Tilki kim la?), muhtarların başkanı RTE’miş filan bırak artık bunları. Facebook’ta haber sayfalarını takipten çıkarmış, tarayıcımın kısa yollarından Onedio dahil haber içeren her siteyi silmiştim. Sincap ve rakunlara odaklanacaktım ama paylaşılan bir gönderi dikkatimi çekince yine duramadım!

akut ile ilgili görsel sonucu

İstanbul-Esentepe’de bahçe içinde çok tatlı bir evin ikinci katındayım. Bu ev AKUT’un merkezi ve bende orada AKUT gönüllüsü olmak için bulunuyorum. Tanışma toplantısında AKUT’un yaptıkları, yapmak için hazır oldukları ve bizden beklentileri anlatılıyor. Onlar anlattıkça içim içime sığmıyor, bir an önce elimden geleni yapmak istiyorum.

 Toplantı sonunda sanırım yerel bir kanaldan gelmiş olan bir muhabir mikrofon uzatıyor bana. “Neden AKUT gönüllüsü olmak istiyorsunuz?” “99 depremini en yakından ve derinden şiddetle yaşamış biri olarak geç bile kaldım” diyorum. Kısa süre sonra İstanbul’dan taşınmam, Eskişehir ve Kanada derken maddi destek dışında ne yazık ki aktif rol alamıyorum.

AKUT, Türkiye’nin en tecrübeli arama kurtarma yapan sivil toplum kuruluşlarından biri. Gücünü sadece bağışçılarından ve gönüllü olarak çalışanlardan alıyor. 99 depremi başta olmak üzere birçok felakette onları yanımızda gördük. Kimi zaman dağdan, kimi zaman selden, kimi zamanda enkazdan hayat çıkardılar.

Peki, şimdi ne oluyor? Bülent Ecevit tarafından 49 yıllığına kendilerine tahsis edilen, başta bahsettiğim merkezden çıkarılmak isteniyorlar. Bunun en büyük sebebi de dile getirilmese de AKUT başkanı Nasuh Mahruki’nin muhalif olması.

Bu haksızlık karşısında AKUT sesini duyurma çabasında. Change.org’da da bir imza kampanyası başlatmışlar. Ne kadar işe yarar bilmiyorum ama sizde imzanızla ya da paylaşım yaparak seslerini duyurabilirsiniz.

Kampanya linki: AKUT

 

9 views

0

Nemrut’un Zeus’u,Urfa’nın Balığı

1

Adıyaman

Yok dostum, sıcak klişelerine girip, gecenin en cafcaflı saatlerinde bile havanın 25, gündüz 40 derece olduğundan bahsetmeyeceğim. Bazen sıcaktan nefes alamadığına, vantilatör ile bir sevgili kadar yakınlaşman gerektiğini de söylemeyeceğim. Buranın gerçekleri böyle. 50’li yıllarda aile evinden ayrılmış gelin gibi Malatya’dan ayrılan ve 02 plakası ile il olmuş Adıyaman’dayım. Evet, o sık sık gördüğünüz çiğ köftecilerin memleketi. (O fotoğrafıyla her yere şube açan adamı da bulacağım) AKP’nin kalelerinden, Türkiye’nin en büyük barajı Atatürk’ün bir kısmını yutarak yorganı altına aldığı, sakin, sessiz, etliye sütlüye karışmayan bir şehir Adıyaman. Ulaşım ucuz, taksi nedir bilmeyen, LigTv’yi protesto ettiği için maç izleyecek yer bulmanın zor olduğu boykotçu bir şehir aynı zamanda. Ve tabii ki en önemlisi Malatya ile paylaşamadığı Nemrut Dağı…

2*02:15’de çaldı alarm. Giyindik, 03 gibi yola çıktık. İn ve cinlerin futbol müsabakası düzenlemesi dışında, tilki/tavşan gibi canlıların yola fırladığı, fırlayan tilkilerin mi yoksa onların yaşam alanlarının ortasından yol geçiren biz insanların mı suçunun olduğu belli olamayan bir yolda 100 km ilerledik. Bakımlı bir yolda arabanın gidebildiği kadar gittik. Sonra 600 metrelik bir tırmanış bizi bekliyordu. *Araçtan indiğimde ilk gördüğüm tüm gökyüzünü kaplayan yıldızlar oldu, bunu da güzel güzel anlatmak o ana sizi götürmek isterdim ama havanın soğukluğu en hakiki geçekti o an. Hem de çok soğuk. İçine işleyen bir rüzgar.

*Hohlaya poflaya telefon ışığı ile 2150 metre yüksekliğe yürüyerek yapılı bir yol sayesinde vardık. Merhaba çok şiddetli rüzgar ve merhaba Kral I. Antiochos, Kommagene tanrıçası Fortuna Thyce, Tanrı Zeus , tanrı Apollo ve Heracles. E yahu siz fotoğraflarda, belgesellerde kocaman duruyordunuz. Ben boyum kadar bekliyordum sizi ama yine de saygım büyük. Tarihinize, binlerce yıl önce bu dağ başında taştan oyulmanıza ve zamana direnmenize.

3Seyir terasının ortasına geldim, kollarımı açtım ve yavaş yavaş doğmakta olan güneşi karşılamak için beklemeye koyuldum. Hafif sis olduğu için onu tam görmek mümkün olmayacak ama olsun geliyor. ” Çak bir selam canım baksaanaaa” diyor güneş bana. Dur ya! O demiyor. Kızım kapat şu telefonu. Ortam kalabalık biliyor musun? Turistler, çiçekli battaniyeli amca vs. Adıyaman ayaklarının altında, Atatürk Barajinin suları, kıpkırmızı bir güneş. Arkanda binlerce yıl öncesinin heykelleri. Ne güzel topraklardayız da işte neyse.

# Güneş doğduktan sonra dağdan iniyoruz. Şoförümüz bizi 100 yıl uyuduktan sonra tekrar Allah tarafından uyandırılan peygamber Hz. Üzeyir’in makamına götürüyor. Orada bizi karşılyan kişi ise Islami bilgisi ve öyküleri anlatisi ile hemen dikkat çeken Tahsin dede oluyor. Onu dinlerken çay daha bir tatlı geliyor… 

4*Tarih sevmeyen, merak etmeyen için Antik Kuntik kentlerde dolaşmak sıkıcıdır, yorgunluktur. Orada bi heykele, taşa dokunup gözlerini kapatacaksın, o günleri hayal edeceksin. Kalan taşları beyninde tamamlayıp, kalabalık çarşıda veya o sarayda dolaşan insanları göz önüne getireceksin. Antik Roma, Yunan ve daha önceki devletleri yaşamadıkça baktığın sadece bir taş parçası. Hoş o yukarı uzanan ve üst üste konarak oluşturulmuş sütünların nasıl yapıldığını düşünsen bile yeter. O zamanlarda tanesi 1 tona yakın olan bu taşları nasıl üst üste koydunuz yahu?

*Adıyaman turumuzu: Şeytan Köprüsü (turlar buraya getirmiyor ama kesin görün). Kayaların arasında Kahta Kalesi var. Game Of Thrones’ta Catelyn (stark) Tully’nin kardeşinin kalesini bilirsiniz ya, hani hiç kimsenin saldıramadığı, kayaların üstünde bir kale heh işte öyle bir yer. Görüntüsü çok güzel. Daha sonra Cendere Köprüsü ki onun altından da çay akıyor. İçesin gelir öyle saf, öyle temiz. Arsameia Antik Kenti’de bulunan tünellerde harika: diyerek tamamlıyoruz.

5Şanlıurfa

Adıyaman’ın komşusu Şanlıurfa’ya günübirlik bir gezi yaptım. 

# Balklıgoö, Urfa Kalesi , daracık sokakların arasında kendini kaybederek yapacağın ve tarihi Urfa evlerini göreceğin bir tur, Urfa mutfak kültürü hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsan Mutfak Müzesi ve tabii ki kebap yemek yapman gereken şeyler arasında. Çarşıda bulunan Ali Baba Ciğer ise ciğer konusunda master yapmış haberiniz olsun.

6Balıklı Göl; MÖ 2000 yıllarında yaşayan Hz.Ibrahim, kendini ilah ilan eden Urfa Kralı Nemrut Bin Ken’an’a atar yapar ve ” sen kimsin de kendini ilah ilan ediyorsun” diyerek kralın putlarini kırar. Bunu duyan Kral Nemrut’ un cevabı gecikmez. Onuru kırılmıstır. Adamlarına der ki ” yakın bu adamı” E adam kral, hemen meydanda büyük bir ateş yakılır. Ibrahim şimdi Urfa Kalesi bulunan tepeye çıkarılır ve oradan ateşe atılır. Iste o an olaya ilahi güç müdahale eder ve ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. Bunun karşında Kral Nemrut ne yapmıştır bilmiyorum ama ben olsam kirece dönüşürdüm. Iste böyle bilinir balıklı golün oluşumu. O goldeki balıkları yemek de yürek ister. Sıkıysa ye. Ama gol kenarında satılan yemleri satın alarak onları besleyebilir, yem için birilerinin üstüne çıkışlarına şahit olabilirsin…

74 günlük izni bitirdik. Adıyaman’dan dün öğlen başlayan otobüs yolculuğum; 4 mola , iki film, iki kitap, biraz uyuklama, bol bol düşünme ve hayal kurma, bir tost ve ayran, iki kahve, ( Kahramanmaraş, Kayseri, Kırşehir , Kırıkkale, Ankara, Bolu , Sakarya ve Kocaeli) illerini geçerek bu sabah popo düzleşmesi ile 18.5 saat sonunda Istanbul’da sonra erdi. 

 

35 views