1

Kanada’da Seçim Depresyonu

Şuan size Kanada’dan anlık duygu bildirimi yapacağım. Ben bu blogta, konu yazmak olunca düşüncelerimi pek süzgeçten geçirmem, kim ne düşünür, ne anlamlar çıkarır pek umurumda olmaz. Çünkü yazmak rahatlamanın, doktorsuz, reçetesiz terapilerin, gece rahat bir uyku çekebilmenin en mühim beleş ilacı. Bu ilacı elimden almaya çalışanla kavga ederim. Yok etmem ya, umurum dışı, öptüm bye. O kadar düşünmüşüm, senin ne düşündüğünü de düşünemeyeceğim bebek!

Yalan yok, dünyanın öbür ucunda da olsam Türkiye’deki seçimlerden dolayı yine, yeniden hayal kırıklığına uğradım. En azından cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalacağından emin gibiydim. Ekonomi almış başını gitmiş, alım gücü düşmüş, hiçbir şeyin yolunda gitmediği bariz bir şekilde ortada olan bir ülkenin seçmeni en azından iktidarını, başına seçtiği adamı bir türlü cezalandırır dedim ama olmadı. Bu da gol değil sayın seyirciler.

Kanada güzel bir ülke. Şöyle uzaktan bakınca gerçekten insan hakları konusunda, özgürlükler konusunda aşmış. Ama bir göçmenin belli bir yaştan sonra sıfırdan hayat kurması, sevdiği işlerden para kazanması, çevresini oturtması öyle zorlu bir süreç ki seni hep bataryası bitmek üzere olan akıllı telefon moduna sokuyor. Akıllı ama işte ekran görüntüsü kararmış, bir çok özellik devre kalmış filan.

“O zamanğğ Dürkiyeye döğğnn gardaşııımmm” yorumcusu bir dur lütfen. Her yerden çıkma AmkSpor. Türkiye seçiminden Kanada durumuna nasıl geldim. Ben Türkiye’yi jeopolitik konum olarak baya seviyormuşum aslında, onu fark ettim. Bir de kendi işlerimi yapıyordum yahu. Burada o işleri yapmak için İngiliz dil ve edebiyatını baştan çözmem, aksansız İngilizce konuşmam filan lazım. Belki de abartıyorumdur ama öyle yani kolay değil radyo-TV işi yapayım, seslendirmelerde akayım…

Seçim konusu ise piyango hayali gibi bir şey. Para çıkacak da sen de onunla neler yapacağını hayal edersin ya… Seçimle bir şeyler değişecek… Eğitim, özgürlükler gibi konularda büyük adımlar atmaya başlayacağız, siyaseti siyasetçiler yapacak biz yeni teknoloji markalarımızı konuşacağız, bilim, sanat, hadi en olmadı spor başarıları, istatistiklerde yükselmemiz filan ana konularımız olacak, bir şeyler, falan filan.

Ama yok, biz bunları istesek bile çoğunluk istemiyor. Ne yapalım yani? Empati kurmak için her zaman elimden geleni yapıyorum ama bir yerden sonra kopuyor, olmuyor. Orada neler düşünülüyor, bilmiyorum, anlayamıyorum.

Selam sana da “yahu Kanadaya gitmişin, hala bunları mı dert ediyon lan” yorumcusu. Ulan hayal kuruyorum be bırakın. Türkiye’de, kendi dilimde işlerimi yürüteyim, dünyayı da dolaşırım elbet. Ben kendime her zaman Dünya Vatandaşı diyorum ama başladığım noktadan devam edip yayılsaydım, bu kadar da sıfırlamasaydım. :D

Neyse 1 yıl sonra daha farklı düşünüyor olabilirim. 1 yıl sonraki halime de selam. Çünkü 2 yıl önce de böyle düşünmüyordum. En kral bendim, sıfırdan da başlardım, her yere de ayak uydururdum, güç bendeydi, sen kim köpektin, bunlar nasıl saçma sorular, senin yaşın kaç?

Hadi kaçtım. Yarın restoranda boş tabak toplayacak, saatine 15 dolar kazanacak, o parayla Meksika’ya gideceğim. Nalet olsun planlara, kariyere ve beklentilere. :D Yaşasın başka kültürler, tatil ve bira.

67 views

evrenbaser

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir