0

Günaydın Türkiye! Ben Gidiyorum!

“Günaydın Türkiye! Saatlerimiz 7 oldu ve artık şu gözlerine yerleşmiş uykuyu bir kenara bırakma ve tamamen uyanma zamanı. Her sabah olduğu gibi bu sabah da bu görevi ben üstleneceğim. Üstelik Türkçe müziğin en iyileri de bize eşlik edecek. Paralel Evren başladı, şimdi eğlence zamanı!”

O mikrofonun başında olmak, seni onlarca şehirde binlerce insanın dinlediğini bilmek, bir soru sorduğunda geri dönüşler almak, telefon bağlantıları, sosyal medya vs. ile iletişim kurmak. Bakın bunlar insanı mutlu edenler şeyler. Egonuz bebeğin gazını çıkartmak için sırt sıvazlayan annenin yaptığı gibi okşanıyor; fakaaat beni mutlu etmeyen başka şeyler vardı bu pembe hayatta. Ulusal radyo programcılığını, İstanbul’u dördüncü yılımda bıraktım ve hayatımı tamamen değiştirecek bir karar aldım.

Birçok kişi senin yerinde olmak istiyor. Belki ünlülüğe giden adımın başındasın. Farklı bir şey yaptığın an kapıların sana açılması muhtemel. Ama oraya gelene kadar bu sektörde çektiğin maaş sıkıntıları, İstanbul’un seni her konuda yenmek için elinden geleni yapması, Türkiye’de kendini boğulacak gibi hissetmek, kavga, terör, korku, anlamsız rekabet, birbirinin paçasını tutup aşağı çekmeye çalışanlar, trafik, hiç bitmeyen borçlar…

Bir sabah “yeterrrrr” diye güne başladım. Bizim zam işi yine olmamış, ev kirası artmış, aile “bankacı olsaydın keşke” demeye devam ediyor, ünlülerle program yapıyorsun, ortamlara giriyorsun ama aklın hep “en ucuz içki ne acaba” diye hesap peşinde. Mutlu olduğum işi, mutlu bir ortamda yürütemiyordum, verdim istifayı, “verdiğiniz üç kuruş da sizin olsun” dedim. (bunu içimden dedim)

Karar büyük olduğundan kısa süre içinde küçük bir şehir tercih ediyorum. Toplu taşımadan uzak kalacağım bir yer. İlk göz ağrım, üniversite şehrim: Eskişehir. Önce yerel bir radyoda yöneticilik, belediyede drama öğretmenliği, evden İstanbul’a seslendirme yapıp göndermeceler, tiyatro ekibinle doğaçlama yaparak oyunlara çıkmalar derken borçlarımı kapatıyorum bir yıl içinde. Sonra bir büyük karar daha. “Evren sen neden Türkiye’desin?”

ESKİŞEHİR

Gezmeyi seven, yeni başlangıçların ve yeni hayatlar kurmanın tecrübeli ismi Evren Başer, sen burada ne yapıyorsun? Ne kadar daha rutin içinde yaşayabilirsin? İstediğin hayat bu mu? Sordukça soruyorum kendime, karşıma alıp kendimi bir güzel tokatlıyorum. Hayır, etrafımda kimse yok, bir güzel benzetiyorum kendimi.

Kanada’da yaşayan yakın bir dostum var. Aklımın bir köşesinde hep onun yanına gitmek de var. Uzun zamandır başka hayallerin ve koşturmacaların altında kalmış bir yerlerde. Özenle bu düşüncenin üstünü üflüyor, tozlarından arındırıyor ve masanın üstüne koyuyorum. Dostum Eray da dil okulunda çalıştığından Skype yardımı ile bu düşünceyi ele alıyoruz. Aldıkça da bu düşünce, tek düşünce oluveriyor. Millet! Ben Kanada’ya gidiyorum!

Gözüm karardı. Özel bireysel emekliliklerimi hunharca bozuyor ve nakit paraya çeviriyorum. Dil okuluna başvurumu yapıyorum. Sonra da “ne olur bana vize ver Kanada amca” diye elçiliğe başvuruyorum. Sigortalı işim yok o sıra ve Türkiye’ye pek bağım yok gibi gözüküyor. Anne-baba küçük yaşta ölmüş, sözleşmeli işlerde çalışmış, amatör tiyatro yapan bir adam. Vize almamız zor olabilir diyor Eray. Ama dostlar ben bu kadere inanmışım, önümde hangi vize görevlisi duracakmış şaşarım!

Tam tamına 1 gün içinde 7 yıllık vize aldığımı öğreniyorum. Bulutlardayım! Yeni hayatıma doğru yol alacağım. Çok ama çok zor bir hayat olacak ama düşününce yerimde duramıyorum.

Kanada- Toronto

Saat 02:00. Türkiye’de çoktan sabah oldu. Bir başkası “Günaydın Türkiye”diyerek yayını açıyor şimdi. 5 aydır Kanada-Toronto’da yaşıyorum. Dışarıda kar fırtınası var ve geceleri kalın montumu giyip, yürüyüş yaparken o soğuk havayı içime çekmeye bayılıyorum.

Önce dil okulu bitecek, sonra koleje sıra gelecek ve bir türlü devam edecek. Az uyuyup çok çalışacağım, tahmin bile edemeyeceğim işlere gireceğim günler de yakın. Ama huzurluyum, mutluyum ve geleceğe daha çok inanıyorum. Sizin de bir gün rahatlık alanınızdan çıkıp, gerçek hayallerinizi ateşe verdiğiniz günleri görmenizi dilerim. Çok zor değil, sadece hayata bir kez geleceğinizi farkında iyice olun yeter.

27 views

evrenbaser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir