0

8 Yıl Önce Bir Şubat Gecesi

2008 yılında bir gece vakti. 18.yaşımın ortalarında, Eskişehir’de öğrenci evinde, lisede onlarca kez müdür tarafından saç kestirilmeye gönderilmiş bir erkek çocuğun tüm gazıyla bonusa dönmüş saçlarımla yatakta dönüp duruyorum.

İçimde aynı bu gece olduğu gibi bir sıkıntı var. Yataktan kalkıyorum, bilgisayar başına geçiyorum ve “Düşün ve Yaz” başlığı adı altında bir yazı yazıyorum. Bak tam olarak şöyle başlamışım bu hayattaki yazdığım zorunlu kompozisyon ödevleri dışındaki ilk yazıma:

“Ben düşünmeyi yeni keşfettim. Yan etkileri varmış ama nerden bileyim. Geceleri uyuyamıyorum. Uykum neden kaçıyor bilmiyordum. Hatta bitkisel bir şurup aldım geçen eczaneden. Uyutucu etkisi varmış. Gündüzleri beni gerizekalı gibi dolaştırmaktan başka bir şeye yaramadı. Sonra düşündüm :) Ben geceleri düşünmekten uyuyamıyordum. Gerekli gereksiz çok şey düşünüyorum. Yastığa kafamı koyar koymaz düşünce ana haber bültenim başlıyordu. Tabi onu izlemekten uyumaya fırsat kalmıyor :)”

Şimdi düşündüm de o şurup gerçekten boktandı. Neyse sonra da yazı yazmam gerektiğine dair bir keşif yapmışım gecenin o köründe. O günden sonra da 1 yıl için bazıları saçma sapan olmak üzere 100 yazı paylaşmışım çeşitli konularda.

Zaten hızımı alamayıp Eskişehir’deki bütün yerel gazetelere mail atmıştım da Anadolu Gazetesi beni kabul etmiş, haftalık olarak köşe yazarlığı yapmaya başlamıştım. O yazılardan biri yüzünden de Anadolu Üniversitesi rektör yardımcısı beni odasında fena fırçalamıştı. Neyse onu başka zaman anlatayım ben sana.

O günden bugüne 8 yıl geçmiş ve yazarlık konusunda ne bir kariyerim, ne çok okunan bir blogum ne de yazmak konusunda bir ilerleme kaydetmişliğim var. Zaten konu bu değil Saadettin! ( Bu ara herkes hayali arkadaşları ile yazışıyor. Ben Saadettin’i seçtim. Kızınca Saadettin diye içimden azarlıyorum, iyi geliyor)

Asıl konu: Türkiye’den kilometrelerce uzakta, yine bir gecenin vakti, yatağımda kıyıya vurmuş mavi balina gibi çırpınırken uzun zamandır yazarak kendimle sohbet etmediğimi ve bu zamana kadar durup dururken bir şey yapmaya karar verip, ona başlayıp fakat başladığım şey de iyi olmak için hiç çabalamadığımı fark etmek oldu. Ne uzun cümle be!

Fark ettim rahatladım. Bu yazının burasına kadar bana eşlik ettiğin için de teşekkür ederim. Bu zamanda uzun yazıları okuyan kişileri bulmak zor. Hele zaman hepimiz için nedensiz bir şekilde çok değerli olmuşken. Aşağıda, yorumda bana bi “reröre” yapabilir, sana bir şey katmayan bu süpersonik yazı için de küfür edebilirsin. Gözlerinden öperim. Saadettin hadi gidiyoruz.

23 views

evrenbaser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir