0

Kanada’da Bir Pazar Günü: Algonquin

Yepyeni bir kültürün içinde yaşamaya başladığımdan beri zihnimi değiştirmeye, temizlemeye ve buraya uyumlu hale getirmeye çalışıyorum. Kanadalı olmayı başarmış biri nasıl yaşar, nasıl düşünür, bakış açısı nedir empati kurma çabası içindeyim. Fakat dün anladım ki bu yolda daha çok ekmek yemem lazım.algonquin park ile ilgili görsel sonucu

Pazar günü kiraladığımız araç ile ev halkı olarak Algonquin Provincial Park’a doğru yola çıktık. Toronto’ya 2.5 saat uzaklıkta, 7.653 km² büyüklüğe sahip ve bir günde gezilmesi mümkün olmayan doğa harikası bir eyalet parkı.

algonquin park ile ilgili görsel sonucuTabii ki koruma altında ve araba büyüklüğünde geyikleri, kurtları hatta bazen ayıları görebileceğiniz, yollarında “dikkat geyik çıkar” tabelaları arka arka sıralanmış (hızla giderken eğer geyiğe çarparsanız muhtemelen siz öbür dünyaya, geyik ise yoluna devam edecektir), içinde ağaçlar ile çevrilmiş gölleri, şelaleleri bulunan, tam manasıyla huzuru oksijenle karışık bir şekilde içinize çekebildiğiniz bir yer.

Bizde Eray-Angeline çifti ve İsmet kadrosu ile kanomuzu kiralıyoruz ve vahşi doğaya kendimizi bırakıyoruz. Gölün içinde bir kuğu gibi süzlüyoruzahsahdasdhs yok la ne süzülmesi, kondisyon mu var kollarda, canım çıktı tahta kürekleri çekerken :D Göl kenarında ise zenginlerin harika evleri, kendilerine yaptırdıkları iskeleleri bizi karşılıyor. Adamlar ağaçların içine ev yapmış, bizde olsa 20 katlı oteli dikmiştik oraya. Olacak şey değil. Yakacaksın birkaç ağacı off al sana alan. Dik abi dik dik…

Kanoda vücudumdan giden bir kiloyu bırakıp bu sefer şelale görmek için tırmanışa geçiyoruz. Kayalar üzerinden bir ceylan gibi sekiyor, akan suya meydan okuyarak tırmanıyorum. Tabii orada bulunan Kanadalılar beni uzaktan bir ceylan değil “aha hanım bak, vahşi doğada balık avlayan bir boz ayı” olarak da görmüş olabilir. Ruhum ceylan lan benim siz kim köpeksiniz.algonquin park ile ilgili görsel sonucu

Ve şarıl şarıl akan su. Su boşa akıyor, koyacaksın buraya HES’i, üreteceksin elektriği ve ülke ekonomisine can vereceksin. Sevgili arkadaşım Onur’un dediği gibi, bu Kanadalılar bu işten hiç anlamıyor canım.

Ya yerlerde hiç çöp yoktu, bekçi bile koymamışlar filan kısmına hiç girmeyeyim ben. Geçenlerde internette yavrusunu yolda emziren ceylanı bir saat bekleyen, korna çalmayan, sollama yapmayan Kanadalı sürücülerin paylaşımını belki görmüşsünüzdür. Bu saygıya sahip olan insanlar çöp mü atacak yoksa bekçiye ihtiyaç mı duyacak. Peh!algonquin park ile ilgili görsel sonucu

Gece dönüş yolunda otobanda hızla ilerliyoruz. Sınır bazı bölgelerde 100. Polis tetikte. Sirenleri açıp arkana geçtiği anda arabayı kenara çekip paşa paşa cezanı yiyeceksin. Öyle gizlenmiş makinelerle plakaya ceza kesmek yok. Çünkü ceza ehliyetine işlenmeli ki ceza puanın düşsün. Puan düşmesi de ölüm gibi bir şey ama kimse ölmedi durumu. ontario traffic police ile ilgili görsel sonucuAyrıca ceza yediğinde polisi mahkemeye verip itiraz edebiliyorsun. Eğer polis mahkemeye katılmazsa cezan düşüyor. Genelde katılmıyorlarmış, adamın işi gücü var senle mi uğraşacak. Bu da böyle bir sistem. Kanadalılar bu açığı kullanıyorlar mıdır? Mıdır mıdır mıdır…

En başa geri döneyim. Zihni temizlemek biraz zaman alacak. Bu kıyaslama işlerini hemen bırakıp, ruhumu ve zihnimi gittiğim her yerde formatlasam iyi olacak. Bu ülke bana şunu öğretti: Asla o yapmamış bende yapmayayım deme. Burada herkes doğruyu yaptığı için otomatikman sende doğruyu yapmaya başlıyorsun. Mesela şişeni geri dönüşüm kutusuna atmazsan içten içe büyük vicdan azabı duyuyorsun. Kutunun arkasından biri çıkacak da sana haddini bildirecek gibi geliyor. Lafın kısası kış geliyor :( Bu arada Instagram’a bekliyorum @evrenbaser

 

108 views

evrenbaser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir