0

Bir filmin açılış sahnesi: Toronto

Bazı sabahlar etrafa baktığımda, sanki başka birinin gözlerinden etrafı görüyormuşum gibi hissediyorum. Bir filmin açılışında, kahramanı ve rutinlerini tanıdığımız o sahneler vardır ya, tam da o anı yaşıyormuş gibi.
Okula gitmek için 7.30’da uyanırsın, kahveni hazırlar termosuna koyarsın. Akşamdan hazır olan -ki genelde bunu Eray yapar- sandviçini çantana atar, çantanı takar, eline kahveni alır ve çıkarsın evden. Kuş seslerinden başka gereksiz hiçbir sese sahip olamayan sokak karşılar seni. Kimi bisikletiyle işe gider, kimi sabah koşunu yapar. Yaşlı bir çift selam verir sana, “günaydınlar, nasılsınlar, mutlu günler” havaya karışır.

Trafik ışığı olmayan her sokakta, yaya geçidinde istisnasız durur araçlar önünde. Geçiş üstünlüğüne saygı duyarlar. Neşeli bir sabah ise sürücü de eksik etmez selamını, hafif bir baş sallama ile uğurlar seni yolun karşısına. O sırada enerji dolu sincaplar ağaçlardan inerler, koşarlar kaygısızca. Filmin tamamlayıcı ögesi olurlar adeta.
Metronun girişinde kocaman gülümsemesiyle gazete çalışanı önce “ günaydın “der ve sonra uzatır günlük ücretsiz gazeteni. Henüz o gazeteyi okuyup tamamen anlamam mümkün olmasa da hiçbir sabah geri çevirmem, denerim okumayı bende.
Metroda insanlar tek tek sıraya girerler ve tren gelince Kızıldeniz gibi ikiye ayrılıp, inenlere öncelik verirler. Tren saatini aşmamaya yeminlidir. Bazen daha insanlar binemeden kapatır kapılarını. Yine de kimse inenlere omuz atıp, binmem lazım diye diretmez, ezip geçmez. Sakince bekler sıradaki treni, bilir zaten 1 dakika sonra gelecektir yenisi.
Trendeyken girişte aldıkları gazeteler açılır. Kanada haberleri genelde aynıdır. Küçük birkaç olay, bir ev yanması, kavga, Amerika’da olanlar, bol bol spor haberi… Ama en çok başka ülkelere rastlarsınız o gazetede. Üçüncü sayfada Türkiye vardır mesela. Bazen manşete taşınır başka ülkeler. Suriyeli Umran tüm şaşkınlığı ve yaralı yüzü ile bakar manşetten. Donuk suratlarla okurlar haberleri Kanadalılar, içten içe şok olurlar ama en çok gözlerinde Kanada’da oldukları için minnet vardır. Dünyanın en güvenli ülkelerinden birinde olmanın, olaylara uzak yaşamanın verdiği o tatlı rahatlık.
O anda kısa bir süre bile olsa “adalet” kavramı kafalarda sorgulanır. Her ülkenin filmlerinin senaryosu arasında neden uçurum gibi farklar vardır ve o oyuncuların suçu nedir?

96 views

evrenbaser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir