0

Bir Oyunun Notaları: Fü, Mü ve Sİ

İnsan kendini iyi hissettiği yerlere gitmeli. Bu bir kahve dükkânı olabilir, bir park olabilir, sergi salonu olabilir. Benim de birçok iyi hissettiğim mekânım var İstanbul’da. Geçtiğimiz yazdan beri de bunlardan biri “İkinci Kat” oldu.

İyi hissederken düşünüyor insan. Öleceğiz ya. Hani başka bir seçeneği yok henüz. Ölüyoruz, bitiyor. Gidiyorsun. Birine kötü bir söz söylerken, onu üzerken ya da bir eylem yaparken bunu düşünmek lazım. Ölecek, öleceksin ne gerek var, değer mi bu dediğin, yaptığın?

İşte İkinci Kat’ta izlediğim “Fü”den çıkarken ben bunu düşünüyordum.  Oyunun yazarı Murat Mahmutyazıcıoğlu ve yönetmeni Sami Berat Marçalı (takdir ettiğim başarılı iki adam) bambaşka şeyler de düşündürmek istemişlerdir belki ama ben Çarşamba akşamı buna takıldım. Bu yüzden de zevkle, düşünerek, beğenerek izlediğim oyunlardan biri oldu.

İki kız kardeş. FÜ ve MÜ. Birbirleriyle pek anlaşamıyorlar. Bazen sert olsa da tartışmaları, sevgiyle bağlılar birbirlerine. Başka kimleri var ki? Biri inat uğruna kaybetmiş, sevmeyi unutmuş. Birinin kendinden canı çok uzaklarda. Biri geçmişle diğeri de oğluyla ilişkisi hakkında hesaplaşmaktan kaçıyor.

 Sonra bir de Sibel ile Erkan var. İki sevgili. Oyunun dinamik yapı taşları. İki hikâyenin kümesini kesişim haline getiren ise Sibel (Sİ). Fü ile ilişkisi, Erkan ile ilişkisi, harika bir enerji ve hikâyeyi nefessiz izlenecek hale getiren bir akış.

İki deneyimli oyuncu Serra Yılmaz ve Deniz Türkali (özellikle Deniz hanım kendine hayran bırakıyor)’nin yanında Canan Atalay ve Aziz Caner İnan’ı ayrıca tebrik etmek lazım. Bir ara acaba Canan normal hayatta da böyle olabilir mi diye düşünmedim değil :)

İşin özüne gelirsek; “Fü” Karaköy İkinci Kat’ta, kaçırma!

111

 

1

93 views

evrenbaser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir