0

“İtirazım Var”a İtirazım Yok

Radyodan çıktım. Beşiktaş’ı, Mecidiyeköy’ü gazlıyorlar. İçim sıkılıyor. Uzaklaşmam lazım. Sinemaya atıyorum kendimi. Sevdiğim yönetmenlerden Onur Ünlü’nün “İtirazım Var” filmini izlemek için daha güzel bir zaman olamaz diye düşünüyorum. Levent metrosuna kadar ulaşmış gaz, göz yaşartıyor ama gözlerim tecrübeli “bu ne kanka” der gibi bakıyorlar. Ve Selman Bulut ile tanışıyorum. İyi geliyor ruhuma. Bizim Selman gibi adamlara ihtiyacımız var.

İki üniversite üstüne antropoloji yüksek lisansı yapmış, eski boksör, bağlama çalan, satranç oynamayı seven ve imamlık yaparak hayatını kazanan bir Selman Bulut gerçeği var karşımda. Camisinde cinayet işlenmiş, olayı çözmek için heveslenince olayların tam ortasında kalmış şeker gibi bir karakter.

itirazim-varGerektiğinde küfür eden, davanın peşinde olduğu için rakı içmek zorunda kalan ve bunu bile besmele çekerek gerçekleştiren, insan hayatına saygılı, ayrımcı olmayan hani son zamanlarda sıkça duyduğumuz antikapitalist Müslümanlardan diyebileceğimiz biri Selman.

Onur Ünlü’nün bu filmini güzel kılan da bu Selman. Yoksa gerisi bildiğimiz polise klişeleri. Zaten Onur Ünlü’de diyor; “Polisiye klişeler üzerinden ilerler. Bu klişeleri ne kadar yaratıcı kullanabildiğine bağlı olarak başarılı olursun” İşte klişeleri en güzel Selman ile yaratıcı kullanmış sevgili Onur.ONUR UNLU

Dikkatli izleyene bol mesaj veren, neden +18 sansürüne takıldığını bu mesajlardan anladığımız, diyalogları kaliteli, esprileri yerinde, müzikleri iyi seçilmiş, küfrü dozunda ve en önemlisi eğlenceli bir film. Sonuna kadar eğlendim, sonuna kadar dikkat kesildim ve Serkan Keskin’in oyunculuğuna da bayıldım. Zaten boşuna Altın Lale de en iyi erkek oyuncu ödülü almadı bu adam.

Sözün kısası bu filmi eve bırakmayın, sinemada güzelce izleyin.

414382

Son olarak filmin en etkileyici sahnelerinden biri, Selman Bulut’un vaazı. (İhsan Eliaçık’ın Mülk Yazıları adlı kitabının bir bölümünden alıntılanarak oluşturulmuş)

“İhtiyaçtan fazla mal haramdır, hırsızlıktır… Altın ve gümüş, yoksullar üzerinde hegemonya kurmak için kullanılıyor… İnfak edilmiyor… Mülkte şirk koşuluyor… Kırkta bir diye bir şey tutturulmuş gidiyor… Komşusu açken tok yatmamak için zengin mahallelerine taşınanlar var… Peki sokaktaki açtan, yoksuldan haberiniz var mı? Bu dinin klasik fıkıh anlayışı, yeryüzünün sokaklarında aç gezen 1 milyar insan için ne diyor?

O fıkıh, Ömer’i vuranların, Ebuzer’i çöle gömenlerin, Ali’yi hançerleyenlerin, Hüseyin’i susuz bırakanların, Medine’yi yağmalayarak 900 sahabe kadınına tecavüz edenlerin ve Kabe’yi mancınıkla ateşe verenlerin fıkhıdır.

O fıkıhtan bir şey çıkmaz. O, zenginlerin, kodamanların, cariye ve köle sahibi olma peşine düşmüşlerin fıkhıdır. Sultanların, harem ağalarının, zindandan İmam-ı Azam’ın kırbaçtan morarmış cesedini çıkaranların, kırkta bircilerin fıkhıdır… Ebuzer Ğıfari’nin dediği gibi ‘Geceyi aç geçirip de kılıcına davranmayanın aklından şüphe ederim…’ ”

 

 

Vaazı Dinlemek isteyene:

273 views

evrenbaser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir