0

Biraz ‘Sesli’ Olabilir Misiniz?

Zifiri karanlık diyeceğim ama bu tanım bile beni tatmin etmeyecek. Çok ama çok hafif bir ışık kırıntısı bile yok. Yok, karanlık ve ötesi. Ötesi daha iyi oldu. İşte öyle bir ortamdayım. Sadece sesler duyuyorum. Daha önce çevrede hep olan ama hiç dikkat kesilmediğim sesler. Ve dokunuyorum, hissetmeye, tahmin etmeye çalışıyorum. Gözlerim yok, bunlardan başka da çarem. Hayır, çaresiz değilim. Çare var. Zorlu ama umutsuz olamayan bir durumdayım.

Empatinin hasını yaşamak, görme engelli vatandaşlarımızın dünyasına 1.5 saatliğine de olsa girmek için Gayrettepe Metro İstasyonu içinde bulunan “Karanlıkta Diyalog” sergi alanındayım. Sergi kelimesi belki yanlış, ben “deneyim alanı” demek istiyorum oraya. Biletimizi alıp, ışık verme ihtimali olan her şeyimizi teslim edip, 10 kişi kapıdan gidiyoruz. Beyaz sopalarımızı teslim alıp, içeride bulunan rehberimizle buluşmak için o karanlık dünyaya ilk adımı atıyoruz.

IMG_6032Midem bir garip oluyor. Gözlerimi açıp kapatıyorum, hiçbir şey değişmiyor. O bildiğiniz siyah ama çok daha koyusu. Beynim durumu algılayamıyor, “ya açsam da kapasam da durum aynı, ne yapayım ben kardeşim” diye söylenirken yavaş yavaş alışmaya başlıyor.

Tam bu alışma alışmama evresinde neşeli bir ses duyuyorum. “Sesime gelin, kör müsünüz kardeşim, buradayım” diyen. Sonradan görme engelli olduğunu öğrendiğim Engin bey ile orada tanışmış oluyoruz.

Dinleyerek, dokunarak, sopa yardımı alarak, tahmin ederek, hissederek, korkarak, çekinerek parklardan geçiyor, trafik ışıklarında bekliyor, köprülere tırmanıyoruz. Tramvaya biniyor, vapurdan iniyor, rampalar çıkıyoruz karanlıkta. Ama tabii bunlar hep Engin beyin sesi ve zamanında bize uzanan güvenli elleri sayesinde daha rahat oluyor.karanlıkta2

Tivibu’nun güzel hizmeti sahneleri anlatılarak tekrar düzenlenmiş filmlerden bölümler izliyoruz daha doğrusu dinliyoruz. Kafede bir şeyler içiyor, elimizdeki parayı dokunarak anlamaya çalışıyoruz. Sadece çalışıyoruz aslında. Çünkü insan fark ediyor ki düşmemen, yaralanmaman için özel dizayn edilmiş bu büyük alan çok güvenli. Fakat dışarısı hele ki İstanbul görmeden nasıl yaşanır, eve nasıl sağlam dönülür diye beynim son hızda düşünmeye başlıyor.

Güvenli olması dışında normal hayatta elinizden tutacak, sesime gelin diyecek, neşeli sesi duvarlarda yankılanacak bir Engin bey de yok. Belki de böylece hayatımda ilk kez empati kelimesini daha çok anlamış oluyorum. Sadece yaşanabilecek zorlukları değil; sesleri dinlemenin, dokunmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu da anlıyorum Karanlıkta Diyalog’da.

Untitled-166

Uzun lafı kısası İstanbul’da olan herkes buraya bir kez gelsin yeter. Sadece bir kez. 1.5 saatinizi ayırın ve hayata bakış açınızı değiştirin. Bakış açısı dedim pardon, dokunuş açınızı, dinleme açınızı da değiştirin. Hayatı hissedin. 1.5 saat bile olsun yaşadığınız hayata dokunun.

Son olarak; engelli diyoruz fakat anlıyorsunuz ki engeli yaratan bizleriz. Engel yok kimsede önlerine kendilerine engelsiz diyenler engel çıkarmadıkça.

249 views

evrenbaser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir