0

İktidara Oy Vermemek Günahtır! / Öykü

Küçük ve aşırı muhafazakar bir köyde yaşıyordum. Genelde yaşadığınız yerleri böyle tarif etmesiniz değil mi? Küçük ve şirin dersiniz, küçük ve güzel, küçük ve sakin filan dersiniz. Ama aşırı muhafazakar demezsiniz. Bende demiyordum, son seçime kadar.

Bu aşırı muhafazakar köye göre ben ters bir çocuktum. Ailem ile görüşlerim liseden itibaren hiç denk düşmedi. Siyaseti anladığım, bildiğim kadar onlarla devamlı tartışıyor, muhalefetimi esirgemiyordum. Bu yüzden belli zaman sonra benimle bu konuları konuşmamaya başladılar. Zaten bende üniversiteyi kazanıp İstanbul’a gidince, köye sadece tatillerde gelmeye başladım. O zamanlarda bu konular hiç açılmadı.

Bu sene köye erken geldim. Çünkü seçim vardı ve her oy değerliydi. İkametim köyde olduğu için oyumu da köyde kullanacaktım. Seçim günü erkenden kalktım ve oyumu kullanacağım okula doğru yol aldım.

Okula gelip oy vereceğim sınıfa girdiğimde ilk eniştemi gördüm. Sandık görevlilerinden biriydi. “Hoş geldin Nur” dedi. “Hoş bulduk” dememle birlikte beni kenara çekti ve söze girdi.

“Bak Nur, Türkiye için olmasa da benim için oyunu iktidar partisine vermelisin. Ben bu işlerden para kazanıyorum.  Hem onlar Türkiye için, özelliklede dinimizin korunması ve kollanması için varlar. Her Müslüman onlara oy vermeli, Allah için. Gidip bir sol partiye oy verirsen günah işlemiş olursun haberin olsun, tamam mı?”

Eniştemin sözleri beni dondurmuş, ağzımı açık bırakmıştı. Ağzımdan sadece “peki” çıkabildi. Bunu bu korkunç konuşmanın uzamasını engellemek ve bir an önce oyumu kullanıp gitmek için söylemiştim. Paravanın arkasına girdiğimde son söz benim olacaktı ve kimse karışamayacaktı.

Eniştem masanın arkasına geçti, zarfı ve iktidar partisinin ismi üste gelecek şekilde kıvırdığı oy pusulasını bana uzattı. Hızlıca elinden aldım ve paravanın arkasına geçtim. Öncelikle pusulayı inceledim. Bana güvenmediğini biliyordum, pusulanın arkasına oyumu geçersiz sayacak bir çizik atmış olabilirdi. Neyse çizik filan yoktu. Oyumu kullandım…

***

Küçük ve aşırı muhafazakar bir köyde yaşadığımı söylemiş miydim? Bu tanımı seçim akşamından itibaren kullanamaya başladım.

Her yerde olduğu gibi oylama bitmiş ve sayım işlemine geçilmişti. Evde annem, babam, dedem, anneannem ve teyzem ile birlikte haberleri izliyorken telefon çaldı. Dedeme daha yakın olduğu için telefonu dedem cevapladı. Eniştem arıyordu, bizim köyün seçim sonuçlarını iletiyordu. Dedemin  yüz ifadelerinden mutlu haberler aldığı belliydi; eniştemin son dediğini duyana kadar. Telefonu kapadı ve uzun zamandır görmediğim kızgın bir ifadeyle bana baktı.

“Allah belanı versin! Ailenin yüz karasısın. Koca köyden sol partiye bir oy çıkmış. O da kimin acaba? Senin oy attığın sandıkta hem de! Seni biz burada yetiştirmedik mi? Günahkarsın, hayırsızsın! Devlet bizim için neler yapıyor, köyümüze yol, su getiriyor sen gidiyorsun Alevilere oy atıyorsun!”

Dedem konuştukça konuşuyor, o konuştukça içimde derin yaralar açılıyordu. Anne ve babama bir şey söylemeleri için bakıyordum ama onlarda tepkisiz duruyor dedemi dinliyorlardı. Babamın daha çok dedeme hak veren bir ifadesi vardı ama neyse.

İktidara oy vermediğim için günah işlemiş, hayırsız evlat olmuştum. O andan itibaren evde bir yabancıydım. Zina yapsam, yanlarında şarap içsem bu kadar olmazdı herhalde diye bile düşündüm. Bu yaz bu aileyle, bu düşmanca bakışlarla geçmezdi. Sabah toplandım ve İstanbul’un yolunu tuttum.

Dolmuş beni iktidarın yaptığı yoldan ilçeye götürürken küçük ve aşırı muhafazakar köyüm gözden kaybolmak üzereydi. Aynı sudan içmiş, aynı yoldan yürümüştük ama ayrı düşüncelere sahip olduğumuz için ne o suyu ne o yolu hak etmiştim onlara göre…

 

111 views

evrenbaser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir